| ||||||||||||||||||||||||
| | ||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | ||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR |
Bir hakkın haksız dağıtımı
Mehmet Demirtaş’ın günlüğünden bir Cezaevi çifte standardı.
“Hakkın Haksız Dağılımı” “Koridor bütün gün sessiz ama geceleri daha sessiz. Bitişik koğuşta Metin Kaplan üç kişilik odada yalnız kalmakta. Biz iki kişi kaldığımız halde Cezaevinin dolu olduğu bahanesiyle zaman zaman yanımıza hiç tanımadığımız insanlar verildi. Bu durumu görevlilere sorduğumuzda “onun durumu farklı” deniliyordu. Durumunun farklı olduğu her halinden belliydi zaten. Mesela bizim odamıza sayım ve aramalar hariç kimse gelmezken gece geç saatlere kadar Kurum Müdürü ve bazı sorumlular Metin Kaplanı ziyaret ediyordu. Bunu memurlara sorduğumuzda cevap alamıyorduk. Ayrıca sabahın erken saatlerinde çok zaman koğuştan çıkarıldığını fark ettim. Nereye gittiğini bilmiyorum ama mahkemeye gitmediği kesindi. Onu “farklı” kılan namaz kılması ise ben de kılıyorum namazımı. Zaten sabahın köründe onu görme sebebimde sabah namazına kalkmam. Benim bu insanla hiç bir derdim yok. Tanımamda. Burada konu olan hak terazisi nin ayarının kaçmış olması. Benzer bir haksızlık telefon görüşmelerinde oldu. Aynı şahıs koridordaki ankesörlü telefonda görüşüyordu. Ben onun yanından geçerek revire gittim. Revir odamıza tahminen 300-400 metre mesafede. Her gidişimde birkaç kişi sırada olurdu. Tam olarak hatırlamamakla birlikte o günde sırada birkaç kişi vardı. Onların ve nihayet benim muayenem bittiğinde rahat bir on beş dakika olmuştu revire geleli. Ben revirden dönerken Metin Kaplan halen telefonla konuşuyordu. Ben odama kilitlendikten yaklaşık beş dakika sonra memurlar Metin Kaplan’ı odasına götürdüler. Bu hesaptan en az yirmi dakika telefon görüşmesi yaptığını düşünüyorum. Metin kaplan’ın durumu gerçekten çok farklı.” Koridorlarımız farklı olmasın rağmen bahçe duvarımız bitişik olan Metin Kaplan’a yapılan özel muameleyi biz kapısı açılıp odasına girdiklerinde “Selamın Aleyküm Ho cam” samimi hitaplarından anlıyordum. Mehmet Demirtaş dostumun bu tespitlerinden sonra anlam verebildiğim bir başka konuyu da telefon konusunda olmasa da paylaşmak istiyorum. Metin Kaplan namaz kılarken biz rahatlıkla onun sesini duyardık. Bu tek kalmanın vermiş olduğu bir “ben buradayım” beyanı mıdır başka bir anlamı var mıdır bilemi yorum. Ama sanki bir imam cemaate namaz kıldırıyormuş gibi sesler gelirdi yan taraftan. Nereden sızdırıldığını bilme diğim bir yalan Kandıra da kalan Vedat Yenerer’in kulağına kadar gitmiş. Güya Metin Kaplan namaz kılmaya başladığın da ben de ona nispet için ud çalmaya başlıyormuşum. Bu kuyruklu bir yalan. Ben bizzat ağzından Halife olduğu iddiasını dinlediğim ve tartıştığım Metin Kaplan ile kanlı düşman olsam bile böyle bir şey yapmam. Sonuçta Elhamdülillah ben de Müslüman’ım hem de Halife, Hoca efendi olduğunu iddia eden çok sahtekârdan daha da Müslüman’ım. Şunu söyleyebilirler. Bizim ve Metin Kaplanın bahçe duvarı ortak olduğundan ayak seslerimiz bile birbirimize duyulurdu. Onun bizden, bizim ondan başka konuşabileceği miz kimse yoktu. Zaman içerisinde duvar ardından konuşa rak tanıştık. Dünya görüşlerimiz çok farklı da olsa zorunlu ikametgâhımızda birbirimizin kapısında B2-60 diğerinde B2-58 yazsa da biz duvar duvara komşuyduk. Birbirimizin kabul ve retlerinden bahsetmeden sadece Allahın yarattığı kullar olarak bir selamlaşmayı birbirimize çok görmemeliydik. Görmedikte. Biz onun yanına nakil olduğumuzda “hoş geldi niz komşular” dedi. Kim olduğumuzu sordu. Tanıştık. Bu konuşma hal hatır sorma ile sınırlıyken her şey normaldi. Ne zaman ki Metin Kaplan oda arkadaşlarımdan o günlerde henüz tahliye olmayan Fuat Ermiş’e “Namazınızı kılıyor musunuz?” sorusuna aldığı “Bir arkadaşımız kılıyor, ben de kılmaya çalışıyorum” cevabına karşılık “Saz çalmayı biliyorsunuz ama” diyerek özel alanımıza girdi, ondan sonra işin rengi değişti. Ben ona sen “halife olduğunu mu iddia ediyor sun?” dedim. “evet” dedi. “seni kim halife yaptı?” diye sordum. Bir İslam birliği ya da şurası gibi bir şeyden bahsetti. O gün notunu verdim ve bir daha selamını almadım. Ama asla onun namaz kılmasına ud çalarak cevap vermedim. Vermem de.
|
GALERİ |
||||||||||||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||||||||||||||||