| ||||||||||||||||||||||||
| | ||||||||||||||||||||||||
| Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | ||||||||||||||||||||||||
KATEGORİLERHABER ARAEN ÇOK OKUNANLARSON YORUMLANANLAR |
Ceza İnfaz Kanunu Hakkında
Ülkemizde her alanda var olan hukuksuzluklar, kural tanımazlıklar maalesef insanların özgürlüklerinin kısıtlandığı Ceza İnfaz Kurumlarında da kendisini göstermektedir.
Ülkemizde her alanda var olan hukuksuzluklar, kural tanımazlıklar maalesef insanların özgürlüklerinin kısıtlandığı Ceza İnfaz Kurumlarında da kendisini göstermektedir. Yazılı kuralları uygulama konusunda yetersiz olan yöneticiler, birde kendi uydurduğu “kural” ları dayatmaya başladığında, tabiri caizse zemberek boşalıyor. Ceza İnfaz Kanunun Genel Gerekçesinde: “Ceza infaz kurumlarının idaresinde, mutlaka birlikte ve dengeli ola rak varlığını sürdürmesi gereken dört görev veya fonksiyon bulunmaktadır. Bunlar; a) Güvenlik, hükümlülerin kurumda muhafazası, (Güvenlik) kaçmalarının önlenmesi, b) Kurumda düzenin sağlanması, c) İnfaz kurumunun temel amacının hükümlülerin iyileştirilmeleri olduğunun esas ilke olarak kabulü ve bunun gereğinin çağdaş penoloji esaslarına göre yerine getirilme si, d) Hükümlü hakkında uygulanacak işlem ve yaptırımlar bakımından adalet esaslarının egemen kılınma sı ve bunun gereği olan hukukî mekanizmanın tesisidir.” Denilmektedir. Ancak bu gerekçeyle çıkan kanunda yukarda eşit şekilde varlığını sürdürmesi gerektiği iddia edilen dört un surdan “güvenlik” dışında hiçbir şey kalmamıştır. Kulağa son derecede hoş gelen gerekçeye göre Duvarların boyunu yükseltmek, en tepelerini jiletli tellerle çevirmek ne kadar önemli ise, cezaevinde “düzen”in tesisi, tutuklu ve hükümlülerin “çağdaş penoloji” kurallarına uygun, “adalet esasları”na azami ölçüde dikkat edilen, barınma sağlanmasınında o kadar önemli olması gerekirken, daha kanunun metni hazırlanırken budanmış, güvenlik hariç her şey unutul muştur. Kanundan sonra çıkan tüzük ve yönetmeliklerin hep sinde genel gerekçede belirtilen “mutlaka birlikte ve dengeli olarak varlığını sürdürmesi gereken dört görev veya fonksiyon” kaybolup gitmiştir. Yukarda belirtildiği üzere yazılı kuralları uygulama konusunda sicili parlak olmayan yöneticilerin giderek asıl çıkış gerekçesinden uzaklaşan bu kanun tüzük ve yönetme liklerin uygulanması konusundaki beceriksizlikleri ile birleşin ce, akıl ve mantık dışı uygulamalar Ceza İnfaz Kurumlarını Mehmet Demirtaş dostumun ifadesiyle “Eza evi” haline getirmektedir. Ceza İnfaz Kurumlarının “suçlu” ları “ıslah etme” gibi bir amacı halen var mı? Bilmiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki, özellikle F Tipi Ceza İnfaz Kurumlarındaki abartıl mış güvenlik tedbirleri, ( Tekirdağ 2 nolu ile ilgili çok sayıda örnek verilmiştir.) Kurum personellerinin tutuklu ve hükümlü lere karşı yaklaşımları, bırakın insanları ıslah etmeyi suça teşvik ettiği bile söylenebilir. Devleti o mavi kıyafetlerin temsil ettiğine inanan dar bakış açısına sahip insanların karşılaştıkları muamele nedeniyle Devlet düşmanı olmaları içten bile değildir. Ben karşılaştığım ve Adalet Bakanlığına defalarca şikâyet ettiğim halde hiç biriyle ilgili mesafe alamadığım onca olumsuzluktan sonra halen Devlet düşmanı olmadım. Çünkü ne o mavi üniformalıların, nede onların en üstünde oturan ve oturduğu makamı hiçbir dönemde olmadığı kadar politize eden, şikâyetlerimi görmezden gelen, yargılandığım davanın savcısı ile ilgili vermiş olduğum dilekçeleri cevapla mayan Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin’in Devleti temsil ettiğini hiç düşünmedim. Zira Adalet Bakanı ve en altından en üstüne Adalet Mekanizması yürütülmekte olan soruştur ma ve davalarla ilgili Adaletli davranmadılar. Oysa Devlet adil olmalıdır. Hayatınız boyunca haksız, hukuksuz, adaletsiz bir uygulama ile karşılaşmamanız temennilerimle.
|
GALERİ |
||||||||||||||||||||||
|
Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
||||||||||||||||||||||||